Bil ki Seni Unutamadım


Eylül 28, 2009 ·








Ben, arkandan sadece baktım.
Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha
hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum
edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim"
diyecektim sana. Konuşamadım...




Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı
gözlerimden. Ağlayamadım...




Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım...





Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam,
bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin
bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım.



Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken
benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk
edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım...
Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım
yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım...





Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi?
Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim"
diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım...




Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi Binlerce kilometre uzakta da olsan,
iki metre ötemde de farketmiyordu. Artık yoktun
ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden,
bu yokluk duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım...







Gittin... Unutulanların arasına katılmalıydım
Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım.
Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım...




Gittin... Bir okyanusun ortasında tek küreği kaybolmuş sandalda
Dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim şimdi.
Bil ki; sevmekten vazgeçmedim seni,
Bil ki; seninle birlikte sevdanı da taşıyacağım yüreğimde,
Bil ki; seni Unutamadım...







Yorum (yok) Yorum yaz!

Sen Aklıma Gelince


Hazirane 5, 2009 · Kategori: siirler


Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim,burkulur içim..

Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim...

Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Burkulur işte o zaman içim...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini...

Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim...

Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
'' Bugün neler oldu neler '' diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur...

Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim....

Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...

23.03.2005 Ankara

Nurdan Ünsal

Yorum (yok) Yorum yaz!

Senden Kurtulmanın Yolu...


Mayıs 27, 2009 · Kategori: resimli siirler


 

Seni unutmak için çok uğraştım.
Seni unutmak için elimden ne geliyorsa yapmaya çalıştım.
Bunca zaman çabaladım fakat bir türlü başaramamıştım...
Sonunda seni ne zaman unutabilirim,senden ne zaman kurtulabilirim,işte onu anladım.
Biliyormusun seni ne zaman unuturum?.


Bir gün gelip herşey yanıp kül olursa,yer yüzü yok olursa
Bahar ayında her yer buz tutup,yaz geldiginde kar yagarsa
Güneş artık batıdan dogup,dogudan tekrar batarsa
Emin ol aşkım,işte o zaman unutacagım seni...


Sana olan aşk'ım beni her geçen gün dahada çok yakıyor.
Artık bu aşk'a artık bu yanmayada bir son vermem gerekiyor.
Çünkü ben aşk'ımın içerisinde aşk'ını,sevgimin içerisinde,sevgini bir türlü göremedim...
Ya ben sevmeyi bilemedim,yada sana olan sevgimi gösteremedim.
Kim bilir belkide senin sevgin farklı.
Fakat bu aşk'tan,bu sevgiden kurtulacagım zamanıda buldum...


Ağaçlar artık son baharda yaprak açıp,kış ayında meyva verdiginde
Leyla ile Mecnun birbirine kavuşup yer yüzüne geri döndügünde
Yeni doğan bebekler kahkahalar içerisinde hayata merhaba dediginde
Emin ol minigim,işte o zaman kurtulacagım aşkındanda,sevgindende...


Sen pervane böceginin ateşe olan aşk'ını biliyormusun?.
Yanacagını bile bile,ölecegini bile bile yinede atıverir kendini o muhteşem ateşe.
O an hiç düşünemez yanıpta kül olacagını.
O an gözlerinde ateşin o muhteşem görüntüsü,ateşin o muhteşem ışıgı vardır sadece.
İşte sende benim ateşim oldun.
Etrafında dönüp duruyordum yanacagımı bile bile,ölecegimi bile bile.
Fakat o ateşi ne zaman söndüreceğimi buldum...


Okyanuslar,denizler,nehir ve göller toplanıp,gürül gürül bana çagladıgında
Kara bulutlar üzerime toplanıp hiç durmadan üstüme yağmur yağdıgında
Yanar dağlar patlayıpta lav yerine üzerime sular fışkırdıgında
İnan bana sevgi kelebegim,inan işte o zaman söndürecegim ateşimi...


Biliyormusun? duman gözlüm,biliyormusun? güzel gamzeli yarim,seni düşünmedigim tek bir günüm geçmiyor.
Hayalin gözlerimin önünden hiç gitmedi,birtürlüde gitmiyor.
Hani derlerya;Yanıp tutusup,aşkında aşkı,aşkında gerçeği,gerçeğinde ise tam kendini bulanlara ne mutlu diye.
İşte ben bunları bir türlü bulamadım.
Ama seni düşünmeden ne zaman durabilirim onu buldum...


Bir gün gelip yer yüzündeki tüm hayaller gerçek olmaya başlarsa
İnsanlar rüyadan uyanıp,o gördügü rüyayı gerçektede yaşarsa
Kötülüklerin yerini iyilikler,düşmanlıkların yerini dostluklar alırsa
Ne zamanki savaşların yerini barışlar alıp,riyakarlar yok olursa
İşte o zaman melegim,işte o zaman prensesim,düşünmeyecegim seni...



YAZAN:Cengiz AKALIN...




Yorum (1) Yorum yaz!

GİTME İSTEMEM


Mayıs 13, 2009 · Kategori: YuregimeDokunanlar


 

 

Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun ey canımın canı.
Ey, dostlarının canına can katan,
Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem.


İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme
İstemem, ey ay, bensiz doğma.
İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma
Bensiz geçme, ey zaman, istemem.


Sen benimle beraberken
Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen,
O dünyaya bensiz gitme, istemem.
 
 
İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme.
İstemem, ey dil, bensiz okuma.
İstemem, ey göz, bensiz görme.
Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem.


Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin.
Ben bir geceyim, sen bir aysın madem,
Gökyüzünde bensiz gitme, istemem.


Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir.
Sen gülsün, bense senin dikeninim madem,
Gül bahçesine bensiz gitme, istemem.


Senin gözün bende iken
Ben senin çevganın önündeyimdir.
Ne olur, öylece bak dur bana,
Bırakıp gitme beni, istemem.


O güzelle berabersen, sen ey neşe,
İstemem, sakın içme bensiz.
Hünkarın damına çıkarsan, ey bekçi,
Sakın bensiz çıkma, istemem


Bir şey yoksa bu yolda senden,
Bitik bu yola düş enlerin hali.
Ben senin izindeyim, ey izi görünmez dost,
Bensiz gitme, istemem.


Ne yazık bu yola bilmeden, rasgele girene!
Sen ey, gideceğim yolu bilen,
Sen ey yolumun ışığı, sen ey benim değneğim,
Bensiz gitme, istemem.


Onlar sadece aşk diyorlar sana,
Oysa aşk sultanımsın sen benim.
Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,
Bensiz gitme, istemem.


MEVLANA

Yorum (yok) Yorum yaz!

BELKİ YİNE GELİRİM


Mart 26, 2009 · Kategori: siirler



Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
Bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
Ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
Yırtılan ve parçalanan bir şeyler olmalı mutlaka
Hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler.

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
Ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
Bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
Onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
Kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
Tükürsek cinayet sayılıyor artık
Ama nerede kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
Tek yaprak bile kıpırdamıyor nedense
Ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
Alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
Kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
Ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
Okuduğum bütün kitaplar paramparça
Çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
Bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Sarmaşık aydınlar, arabesk hüzünler
Bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
Ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
Kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
Biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
Ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
Dizginlerini koparan bir at sanki bu
Soluk soluğa kalıyorum her sonbahar
Ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
Bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
Bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
Ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
Bir gün gelirsek hangi kent güzelleşmez
Şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
Geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
Sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
Ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
Bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
Oysa ne kadar sakin sokaklar, bu kent ve bütün yeryüzü
İpince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
Sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün...


Ahmet TELLİ

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::
ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more